Bireysel İnternet Girişimleri Tarih mi Oluyor?

745654c43d57051c_Picture_17.xlarge

Bilgisayarın ve internetin gelişimi genel olarak bireysel girişim efsaneleri üzerinden anlatılır: Teknoloji meraklısı bir ya da birkaç kişiden oluşan azimli gençlerin, şansın da yardımıyla, dünyanın nasıl en zenginleri oluverdiklerine dair sayısız öykü vardır ve bu öykülerin isimleri herkes tarafından bilinir: Microsoft, Apple, Google, Facebook…

Bu efsaneler abartılarak o kadar çok tekrarlanır ki sektöre dışarıdan bakan bir göz, bu alanda at koşturan girişimci ruhlu bir yazılımcının Bill Gates olabilmesinin bir an meselesi olduğunu düşünür. Hatta sektör içinde çalışan bir çok insan bile, bu işlere biraz daha kafa yorabilse nasıl da kolayca voliyi vurabileceğinin hayalini kurar.

İnternet rüyası ne kadar gerçek?

Geçenlerde FriendFeed‘de Ortakantin‘in kurucu ortağı Vadi Efe, gönderisinde ince bir yorgunlukla, bireysel girişim çağının artık bitmekte olduğu yorumunu yapıyordu.

microsoft-software

… çok net bir gidişat var: yakında internet/ürün geliştirme o kadar rekabetçi bir hal alacak ki bireysel girişimciler için “garajda site yapıp pazara girmek” imkansız hale gelecek.

Bu yoruma Türkiye’nin başarılı internet girişimcilerinden Çağlar Erol ve Radikal’in teknoloji editörü M. Serdar Kuzuloğlu da destek verdi: Pazar artık doyuma ulaşmış, büyük sermayeler ile yönlendirilen büyük yazılımcı grupları herşeyi en önde götürebilecek kadar güçlü hale gelmişlerdi. Artık yeni girişimcinin bu duvarı aşması mucize sayılırdı.

Gerçekten İnternet bitmiş olabilir mi? Yapılacak herşey yapıldı, geriye yalnızca büyük yatırım gerektiren projeler mi kaldı? Hem evet, hem hayır.

Evet, çünkü:

1. Serbest piyasanın temel kurallarından biridir: Yeni oluşmakta olan bir sektörün hem kârı hem de riski yüksektir. Zaman geçip riskler azaldıkça piyasaya girmek kolaylaşır ve bu sebeple bir sermaye yığılması gözlenir. Bu sermaye tüm boşlukları kapatana kadar piyasayı besler. Girişim fırsatları yönünden bakıldığında ise; sermaye, piyasayı kurutana kadar emer.

İnternette de hemen her alanda web sitesi/servisi mevcut ve bunlar büyük yatırımcılar tarafından destekleniyor. Bu servisler kendi alanlarında aslan payını alıyor, piyasanın yönüne göre oluşan yeni ihtiyaçları kendilerini hızlıca yenileyerek karşılayabiliyorlar. Çok paraları, çok elemanları ve çok iyi pazarlama ağları mevcut. Onlarla güreşmek pek akıllıca görünmüyor. Örneğin, şu anda yeni bir arama motoru kimsenin yatırım yapmak isteyeceği bir girişim değil.

web2

2. Doyuma ulaşmış bir piyasada başarılı girişimler büyük ölçekli olmak zorunda. Büyük fikir çok para ve yatırım demek.

İnternette kabul gören bir alanda büyük olmak için Amerika’da, Silikon vadisinde yaşıyor olmak ve suyun başını tutanların güvenini kazanmış olmak gerek. Bunun dışındaki tüm ihtimaller mucize kategorisinde değerlendirilebilir.

3. Yazılım teknolojisi tarihi ürettiği efsanelerin sayısız katı başarısızlık öyküleri ile doludur. Başarı eskiden de tahmin edilenden daha zordu.

Facebook başarılı oluncaya kadar, binlerce web sitesi heba olmuştur. Yaygın internet kullanımının 10 yıl gibi kısa bir tarihi olmasına rağmen, her kullanıcı şimdi hiç uğramadığı bir çok sosyal ağ sitesinin adını bu sitelere örnek olarak sayabilir.

Hayır, çünkü:

1. İnternet sınırlı bir alan değil. İçine hava bastıkça büyüyen bir balon gibi genişliyor. Çevresinde dokunduğu herşeyi içine alıp yeniden tanımlıyor. İnternette her an yeni alt alanlar palazlanıyor. Her yeni alt alan en baştan yeni bir başarı ihtimali demek. Ayrıca her yeni alan, diğer alanlarla yeni kombinasyonlar, yeni ihtimaller demek.

İnternet üzerinde şu anda başarılı olarak devam eden büyük girişimlerin çoğu ya en başında ya da kendi alanlarının henüz erken safhalarında yükselmeye başlamışlardı: Microsoft kişisel bilgisayarlar yaygınlaşmaya başlarken boy göstermişti. Google internet kullanımı hızla artarken kurulmuştu. Facebook internet kullanıcıları sosyal ağları kültürel olarak kabullendiği bir zamanda tutuldu.

2. Başarılı girişimler büyüdükçe hantallaşıyor, yenilik yapma esnekliklerini kaybediyorlar. Başarıyı sürdürebilir tutmak için kendilerinden olmayan, yeni kana ihtiyaçları var.

Her yeni girişim; yeni bir yaklaşım, yeni bir çözüm metodu ihtimali demek. Teknoloji dünyasının ana itici motoru ise yenilik (inovasyon). Yenilik çoğunlukla kural dışı çalışan girişimciden ürüyor. Büyükler kendi ilk başarı hikayelerine o kadar alışıyorlar ki eski çağın devrimcisi ama yeni çağın muhafazakarı oluyorlar.

Bugün kulandığımız PC’nin (personal computer-kişisel bilgisayar) ilk üreticisi olan IBM, kendi başarısına o kadar inanmıştı ki kendi ürününe rakip PS modelinin kendisini uğratacağı zararı öngörememişti. Google, arama motorundaki başarısının kaynağı olan somut veriye o kadar çok inanıyor ki sayısız denemesine rağmen sosyal ortamlarda istediği başarıyı henüz elde edemedi.

minority-report_4

3. İnterneti destekleyen teknolojinin diğer alanlarındaki birçok yenilik henüz geliştirilmedi. Bu teknolojilerin bir çoğu yıllardır beklenmesine rağmen gelişmeler çok kısıtlı.

Günlük kullanıma yeterlilik anlamında; henüz ses tanıma yok, görüntü tanıma yok, 3 boyutlu görüntüleme yok, ucuz mikro cihazlar yok. Robot teknolojisi merdiven çıkabilen Asimo‘dan öteye geçebilmiş değil. En büyükler henüz icat edilmedi.

Bu yenilikler gelişip internet ile birleştiğinde, henüz kimsenin hayal edemeyeceği hareket alanları açılacak. Bundan bir kaç yıl sonra yepyeni bir sistem oluştuğunda, bugünkü internet, televizyonun karşısındaki radyo gibi sınırlı ve romantik kalabilir.

qo0fyu9s

Sonuç olarak,

Denenmiş yöntemlerle yükselmek her yerde olduğu gibi internette de neredeyse imkansız. Başarıya aday her yeni girişim; yeni ihtimallere, düşünme sistemlerine, kendisini zirveye taşıyacak yeni bakış açılarına ihtiyaç duyacak. Doğru kurgulayan hep kazanacak. Doğru analiz ve hayal gücü için de en çok ihtiyaç olan şey, büyük bir beyin.

Facebook'da özel hayat mı? O da neymiş!?

Kullanıcıların çoğu Facebook'ta güvenlik konusunda ciddi problemler yaşıyor. Şifre ile giriş yapıyorum, bilgilerim korunuyor diyorsanız yanılıyorsunuz. Örneğin siz, sadece arkadaş listesine ekleme yapıp, diğerlerinden korunduğunuzu sanarken aslında hemen tüm bilgilerinizi diğerlerinin müdahelesine açık hale getiriyorsunuz. Kaldı ki bir çok kullanıcı profilini kapatmayı bile becerebilmiş değil.

Facebook'un güvenlik ayarı son derece karışık ve çeşitli. Bi çok yerde uzun uzadıya anlatılıyor. Ben bile bi çok kısımdan emin olamıyorum fakat en azından bildiklerimi 'kısaca' burada paylaşmak isterim.

Birkaç öneri:

Fotoğraflar:
1- http://www.facebook.com/editapps.php kısmında 'privacy' kısmında 'photo application' ayarlarını sınırlamak.
Bu sizin eklediğiniz fotoğrafların dışarıdan görünmesini engeller.

2- http://www.facebook.com/privacy/?view=profile kısmında 'Photos Tagged of You' kısmını ayarlamak.
Bu da arkadaşlarınızın sizi fotoğraflarında 'tag'ladıkları zaman, o fotoğrafları otomatik olarak sınırlamanıza yarar. Siz, kendinizin tag'lanmadığı bir fotoğraf gördüğünüzde onu tag'layın. Böylece, fotoğrafı siz yüklememiş olsanız bile, görüntüleme kontrolü size geçecektir.

Profiliniz:
1-http://www.facebook.com/privacy/?view=profile kısmında tüm ayarları en azından “Only friends” olarak belirleyin.

privacy_profile

Arama sonuçları:
1-http://www.facebook.com/privacy/?view=search listesinden friend listesini mutlaka kaldırın.

Uygulamalar (applications):
Sayfalarda eklediğiniz bütün uygulamalar, sizin arkadaşınız gibi sizin hemen hemen bütün bilgilerinizi çekebiliyor. Sadece facebook ekibinden bahsetmiyorum, 'zamazingo','kim baktı'yı yazan alakasız programcılar da bunu elde edebiliyor. sadece sizinkini değil, sizin sayenizde arkadaşlarınızın bazı bilgilerini de. Dolayısıyla, siz tüm ayarlarınızı yapıp kapamış olsanız bile listenizdeki bi aklıevvel gereksiz bir milyon uygulama kullanıp sizin bilgilerinizi, bütün uygulama yazılımcılarına bedavadan dağıtıyor.

1-Mümkün olduğunca uygulama yüklemeyin.
2-http://www.facebook.com/editapps.php tüm ayarları mümkün olduğunca tek tek kapatın.

Friend List ayarları:
1-http://www.facebook.com/friends/ sayfasında ayrı arkadaş listeleri oluşturup her birine, yukarıda anlattığım tüm ayarlar için güvenlik sınırlarını tek tek verebilirsiniz. Böylece, iş arkadaşlarınızın ya da ailenizin görmesini istemediğiniz fotoğraflarınızı, yorumlarınızı, gruplarınızı vs. görmesini engelleyebilirsiniz.

Tüm bu ayarları, anlayarak yapmak yarım saati aşabiliyor ama bunları mutlaka yapmakta fayda var.

Sonuç olarak, Facebook, 'toplaşalım, sosyalleşelim' mantığıyla kurulmuş, kendi dalında çok başarılı bir site. Amacı bilgi saklamak değil, sahip olduklarını paylaşmak.(artık neye sahipsen) Dolayısıyla, güvenlik ayarlarını yapmak size kalıyor. Size oturacağınız evi veriyorlar, kapıyı pencereyi kilitlemek sizin göreviniz. (en azından facebook öyle düşünmüş).

Siz yine de burada her yaptığınız şeyin, herkes tarafından görülebildiğini varsayın. Bilgilerim satılıyor filan gibi panik yapmaya gerek yok. Facebook sizi rahatsız edecek birşey yapmaktan kaçınır. Sorun daha çok diğer kullanıcılardan kaynaklanır.

Önemli olan tek şey özel hayatınız…

Lively kapanıyor.

lively_closingGoogle'ın 4.5 aylık Lively deneyimi sona eriyor.
Kendi sanal karakterini giydirip, kendi odanı döşediğin ve odanda arkadaşlarınla chat yapabildiğin lively sitesi, ilk duyurulduğunda hem heyecan yaratmış hem de kafaları karıştırmıştı. Google'ın o alıştığımız “bilgiyi heryerde herşekilde kullanıma sunma” diye özetleyebileceğimiz mantığı ile ilişkisi olmaması ve/fakat google'a karşı “neylerse güzel eyler” ön kabulümüz sebebiyle de “bakalım ne olacak” diye bekliyorduk. Sonunda site kapandı.

Bloglarında şöyle diyorlar:

Google has always been supportive of this kind of experimentation because we believe it's the best way to create groundbreaking products that make a difference to people's lives.

devamında, artık ana işleri olan arama motoru ve reklam işine odaklanacaklarını söylüyorlar.

Başarıları, inanılmaz dehaları, üretkenlikleri, yardımseverlikleri ve erdemli duruşları ile Google, son zamanlarda dünyanın başına gelen en güzel şeylerden biri. Lakin, artık her el attıkları o kadar da başarılı sonuçlar vermiyor.

Örneğin, browser pazarına biraz da kazara erkenden ama iddialı bir giriş yapan Chrome, temiz görüntüsüne, hızlı, kolay kullanımına rağmen %1 kullanım payını henüz geçebilmiş değil. Karikatürlerle tanıtımı yapılan, satıraralarında “biz sonuç olarak google'ız, başarıya endeksliyiz”,”bu zaten açık kaynak kodlu, hani en kötü başkaları da bizden faydalanabilir” tavrının okunduğu biraz da ezik bir iddia ile başlayan Chrome'a hiç de komik olmayan bir şaka olarak bakan teknoloji yazarları da mevcut. Hatta 2009'da varolmayacağını düşünenler de. Chrome deneyimi bu kadar kısa özetlenebilecek kadar basit değil, henüz sona ereceğine dair bir işaret de verilmiş değil, fakat gidişatı da o kadar muhteşem görünmüyor.

Sonuç olarak, ne kadar büyük ve başarılı olursanız olun, “taş yerinde ağırdır” atasözü geçerliliğini koruyor gibi. İyi bir doktor olmak, iyi bir avukat olacağınız anlamına gelmez; iyi bir komutan olmak, iyi bir devlet başkanı olacağınız anlamına da gelmiyor.

Google bizim için çok değerli bir başarı hikayesi, fakat sadece kendi dalında…